geç kalınmış karalamalar

Kendi Kendini Satan Ürün: La Casa De Papel

K

İster hayranı olun ister olmayın son iki yıl içerisinde La Casa de Papel’i duymamış olmanız için, onun pazarlama faaliyetleri için başlayan ancak daha sonra çığrından çıkan ve Terkos’a düşen tişörtleri, kırmızı tulumu ve elbette Dali maskesini görmemiş olmanız için dünya dışı bir varlık olmanız gerekir.

Netflix 19 Temmuz’da yayınlanacak yeni sezon için tüm pazarlama faaliyetlerini son hızıyla sürdürüyor. Bu pazarlama faaliyeti işi öyle bir noktaya geldi ki daha önce hiç sergi gezmemiş insanlar Dali’yi, hiçbir siyasi faaliyete katılmamış insanlar Bella Ciao’yu araştırmaya, kırmızı tulumu ‘gogıllamaya’ başladı milyonlarca defa.

Öncelikle şunu ifade etmek sanırım yanlış olmaz; Eğer bu işin pazarlama faaliyetinin başında olsaydım Netflix’in yeni sezonun pazarlaması için planladığı bütçeyi muhtemelen ikiye bölmüş olur ve kendiliğinden Dali maskesi ile, kırmızı tulum ile, Çav Bella ile yaşanan pazarlamanın yetersiz kaldığı yerde Netflix’in bütçesini kullanırdım. İnanın bu da oldukça düşük bir rakama tekabül ederdi. Çünkü bu iş zaten kendiliğinden de bir pazarlama çalışması yürütüyor.

Bu anlamı ile La Casa De Papel bizim “Kendi kendini satan ürün” anlamında kullandığımız tanımın tam karşılığı oluyor. Bir markanın tüketiciler üzerindeki en büyük etkisi ürünün kendi içinde saklıdır. Dizimiz de Netflix’de eşine az rastlanır bir şekilde bunu gerçekleştiriyor.

La Casa de Papel Özel Bir Dizi mi?

Kendisine Profesör adı verilen ve ortalama insan zekasının üzerinde bir zekaya sahip olduğu portresi çizilen bir insanın kurduğu soyguncu ve bir takım suça karışmış insanlardan oluşan ekibin yaptığı İspanyol Merkez Bankası soygununu anlatan bir polisiye hikaye La Casa De Papel. Onun bir dizi olarak bu kadar izlenmesinin en büyük sırrı planın kusursuz olarak lanse edilmesi ile birlikte kusursuz plan olmayacağının da bir yandan izleyene verilmesi ile kırılmalar ve geri dönüşlerin oldukça fazla sayıda dizide yer bulması diyebiliriz. Elbette bunu yaparken de karakterlere özel bir tırnak açmak gerekir. Kahramanların insan isimleri yerine şehir isimleri ile anılması ve ziyadesiyle iyi oyunculuklar da bu senaryoyu destekleyen en önemli unsur.

İlk bölümünden itibaren izleyeni hiç sıkmayan, dramatik sahnelerin içerisine gülümseten repliklerin serpiştirildiği, her an gerçekleşebilecek aşk beklentileri ile bağımlılık yaratan dizi 22 bölüm boyunca soygunu anlatmasına rağmen hiç sıkmadı. Hatta son bölüm sonrası sosyal medya tepkileri izleyenlerin soygunun bir biçimde sonlanmış olduğuna üzüldüğünü ortaya koyuyor.

La Casa De Papel için söylenebilecek en büyük kusur belki karakterlerin kolay tahmin edilebilir yapıları olmasıdır. Ancak dizi bunu da bazı karakterlerin asıl yapılarını (Profesör ve Berlin gibi) gizleyerek telafi etmekte.

Yeni Sezon Ticari Bir Zorlama mı?

Sondan başlayayım. Evet.

Ancak bu, zorlama da olsa sonunda kötü bir şey ile karşılaşacağımız anlamına gelmiyor elbette. Belki de aradan geçen uzun sürede gerçekten ilk iki sezonu aratmayacak kadar güzel bir hikaye kurgusu yaratılmış olabilir.

Ancak eşi benzeri pek görüşmemiş bir şekilde sona eren bir dizinin yeni sezonunun yapılacağı haberi bir çok hayranı gibi beni de şaşırttı ve üzdü. Bu kadar başarılı bir hikaye kurgusunun tamamen işlendiği ve sona erdiği izlenimi sonrasında dizinin Netflix tarafından satın alındığı ve bir sezon daha uzayacağı haberi beklendiği etkiyi yaratmadı. Hatta yarattığı etkinin hayranları tarafından olumsuz olduğunu belirtmek gerekir. Evet elbette önyargılardan kaynaklı bir eleştiri bu. Zoraki olarak uzatılmış bir yapım olarak karşımıza çıkacağı ve hatta aşk hikayesi olarak uzatılacağı gibi bir takım sansasyonel içerikli haberlerden sonra tepkilerin olumsuz olması, serinin uzatılmasına sevinmek yerine üzülmenin tercih edilmesi anlaşılır bir şey. Hele ki Türkiye’de zorla uzatılan dizilerin akıbetini bilen bizler için bu olumsuz bekleme süreci sürpriz olmasa gerek.

Ön Yargılarımızla Yüzleşmeye Zamanı

Bir önyargımız olduğu gerçeğini kabul etmemize az kaldı. Netflix yayımladığı yeni fragmanlar ile bize peşin hüküm verdiğimiz mesajını iletiyor şimdilik çünkü gayet başarılı fragmanlar ile karşılaşıyoruz.

Herkesin fazlasıyla sevdiği bir işin ardından en az o kadar başarılı bir iş çıkarabilmek büyük maharet gerektirir. Müzik dünyasında olduğu gibi sinemada da bunun örneklerini devam filmleri veya çok başarılı oyunculukların ardından yapılan filmlerde görmekteyiz.

La Casa De Papel’in bu yeni sezonunun beğenilip beğenilmeyeceği bir yana çok kötü bir hikaye de olsa yine en az  birkaç bölüm gündemimize oturacağı ve hayranlarının büyük çoğunluğun beklentilerini karşılayacağı aşikar. O zaman Dali maskelerini takmaya ve yüzleşmeye hazır olalım.

Bonus: Madrid’deki La Casa De Papel 3. Sezon Lansmanından görüntüler

Yazar hakkında

okankoroglu

1 yorum

  • Fazla iyi niyetli bir yazı olmamış mı Okan bey bu yazınız? Çok doğru tespitleriniz var ancak sezonun zoraki uzatılmasından da anlaşılacağı üzere iyi bir şey izleyemeyeceğiz. İnşallah yanılırım.

Yazar: okankoroglu
geç kalınmış karalamalar

Son Yazılar

Son Yorumlar

Arşivler

Kategoriler

Meta