geç kalınmış karalamalar

Memleketimden ‘müdür’ manzaraları

M

Gelin bir oyun oynayalım beraber. Benim yıllardır oynadığım ve her oynadığımda bana bir şeyler katan bir oyunu beraber oynayalım.

Ailenizde, okulunuzda veya işyerinizde yer alan küçük grupları düşünün. Bu grupların her birinin bir cümle, her bir bireyin ise bir cümlenin bir öğesi olduğunu hayal edin. Örneğin ailenizde anneniz özne, babanız yüklem, en büyük kardeşiniz dolaylı tümleç siz de zarfsınız. Tek başına bir anlam ifade etmediğinizi düşünüyorsanız kendinizi bir zarf veya sıfat olarak tanımlayabilir veya ailenizde bu sıfata en yakın insanı bu şekilde tanımlayabilirsiniz.

Oyunun özü bu. Büyük bir beklenti içinde bu satıra kadar geldi iseniz üzgünüm. Bu oyun biraz eski kafalı. Kafanızda bu cümlenin öğelerini işaretlemekten ibaret.

Bu oyun ile türkçedeki bir çok öğenin insan suretine bürünmüş hali ile karşılaştığımızı düşünürüm hep. Ancak hayatta karşılaştığımız özne ve yüklem olabilecek insan sayısı o kadar azdır ki genelde çevremizde hep sıfat, hep zarflar vardır. Hatta bu karşılaşmaların bir nevi “ders” niteliğinde olduğunu ve hatta tam da bu sebeple, yani bize ders olsun diye karşımıza çıktığını düşünürüm.

“En doğru kararı vermeliyiz” cümlesinde yer alan “En” kelimesi bir zarftır ve görüldüğü gibi tek başına kullanıldığında bir anlam ifade etmemekte. Aynı şekilde doğru kelimesi de bu cümlede bir sıfattır ve o da tek başına bir anlam ifade etmez. Ancak bir cümle içinde kullanıldığında zarflar ve sıfatlar bir anlam bütünü oluştururlar.

Belirteçler de tıpkı bazı insanlar gibi tek başlarına iken herhangi bir anlam ifade etmezler. Genel olarak ilk ortak özellik bu olsa gerek. Örneğin hasbelkader belirteçi tek başına tam bir anlamsızlık ifadesi iken onu bir cümle içinde kullanırsanız bir anlama ulaşır.

İçinde hasbelkader kelimesi geçen bir cümle kuralım. Hasbelkader geldik bu günlere diyelim mesela. Bu cümleyi bir çalışma ekibi olarak düşünelim ve cümlenin öğelerine ayıralım. Hasbelkader kelimesini cümlenin tek başına anlam ifade etmeyen kelimesi olduğundan işyerinizdeki bir müdür olarak düşünmek sanırım isabetli olacaktır. Bu cümlede yer alan özne ve yüklemi ise en çok çalışan, emek sarf eden ve değer yaratan işçi yerine koyabiliriz mesela. Hasbelkaderi var eden ekibin kendisidir. Çünkü kendisi nitelik olarak tek başına bir anlam ifade edemeyecek kadar zayıftır. Hele hele bunun farkında değil ise daha da zayıf.

Cümlenin öğelerini ayrı ayrı bir ekip üyesi, cümleyi de bir ekip olarak düşünmek sanırım vermeye çalıştığım örneği daha da anlamlı kılar. Aslında ne kadar anlamlı görünürlerse görünsünler diğer öğeler de tek başına değil diğer öğeler ile yan yana gelince bir anlam bütünlüğü yaratır. Bu da bize ekip olmanın ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Hasbelkader kelimesinin etimolojik sözlükte bir karşılığı var. “Rastlantı sonucu olarak, rastlantıyla” olarak günümüz türkçesine çevrilen bu belirteç beyaz yakalıların aslında hiç de az kullanmadığı bir kelime. Arapçadan gelen bu sözcük hasba’l-kadar yani kaderin gereği anlamına gelmekte ve hasap (hesap) ve kader kelimelerinin birleşiminden ibaret. Yani kader hesabına göre. (*)

Şimdi çevrenize bir cümle ve insanlara da o cümlenin öğeleri gözü ile bakın. İki şey kazanacaksınız. Birincisi türkçeyi daha iyi anlayacak ikincisi ise çevrenizde ne kadar çok tek başına herhangi bir işe yaramayan insan olduğunu daha iyi göreceksiniz.

(*) Nişanyan Sözlük – 2018 Baskısı – Sevan Nişanyan

Yazar hakkında

okankoroglu

Yorum ekle

Yazar: okankoroglu
geç kalınmış karalamalar

Son Yazılar

Son Yorumlar

Arşivler

Kategoriler

Meta